Donald Trump Amerikan medyasında oldukça sert ve negatif söylevler taşıyan demeçleriyle tanınıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılacak olan 2012 Başkanlık seçimleri için Cumhuriyetçi Partiden aday olmaya hazırlanıyordu, fakat nisan ayının sonlarına doğru yaptığı konuşma ile olanlar oldu. Özellikle Obama ile ilgili yaptığı konuşmada ırkçı bir tavır sergileyerek, Obama’nın Devlet Başkanlığı makamını haketmediğini, daha önce eğitim gördüğü kurumlardan başta Harvard olmak üzere bütün bu okullara yetersiz kaldığını söyledi. Trump yaptığı saldırgan konuşmadan sonra, önce medyanın daha sonra sivil toplum kuruluşlarının ve ünlülerin ateşi altında kaldı. Harvard Business Review konuya öncelik verdi, 1991 yılında Obama Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki eğitimine devam ederken, öğrenciler tarafından yayınlanan prestij sahibi “Harvard Law Review” dergisinin yayın işleri müdürlüğünü yapan ilk Afrika-Amerikalısı olduğunu vurguladılar. Obama’yı daha öncede desteklemiş olan Robert De Niro, Wanda Sykes, Jerry Seinfeld, Whoopi Goldberg gibi hollywood ünlüleride Trump’a cevap vererek desteklerini sürdürdüler.
Color Of Change, Trump’a karşı oldukça büyük bir çapta kampanya başlattı, iki amaçları vardı Trump’ın ırkçılığı hakkında vatandaşlarını bilgilendirmek ve 2012 Başkanlık seçimlerine soyunan Donald Trump’ı durdurmak. Sivil toplum kuruluşlarından Color Of Change internetin ve sosyal medyanın gücünden etkin bir şekilde faydalanmakta, Amerika’da bulunan Afrika kökenli siyahi vatandaşların özellikle ırkçılık karşısında haklarını korumak ve sesleri olmak adına hareket etmekte. Donald Trump’ın ırkçı tutumuna karşı twitter semalarında başlayan kampanya daha sonra gerçek hayata da taşındı. Bir el ilanı hazırlayan Color Of Change, bunu özellikle Trump’ın sahip olduğu otellerde ve iş merkezlerinde dağıttılar. Bu hareketin ardından Trump kendi çalışanları tarafından da tepkiyle karşılandı, liderliğini yaptığı çalışanlarına karşı güven kaybetmiş de oldu.
Donald Trump belki bu kadar tepki alacağını bilmiyordu, fakat özellikle internet üzerinden ve sosyal medyanın gücünden faydalanıldığı bu kampanya sonucunda, Trump 16 Mayıs 2011 günü 2012 Başkanlık seçimlerine aday olmaktan vazgeçtiğini açıkladı. Yaptığı basın toplantısında her ne kadar kendisini öven sözler kullansa ve destekleyenleri olsa da arkasında koskocaman bir tepki seli bırakmıştı. İnternet ve sosyal medya yaygınlaşmadan önce, belli kartellerin/güç merkezlerinin elinde bulunan basılı ve görsel medya en etkili propaganda ve iletişim araçlarındandı. Fakat bu kampanya ile işin içine artık halkın sesinin de karıştığı, çok hızlı bir şekilde kamuoyu ve gündem yaratabilen sosyal medyaların gücü ortaya konmuş oldu. Zira sosyal medyaların içeriğini tamamen kullanıcıları oluşturuyor ve neredeyse bütün fikirlerini ve düşüncelerini hür bir biçimde beyan edebiliyorlar. Kısaca sonuca bakacak olursak; Donald Trump’ın oldukça büyük bir prestij ve ticari kayıp yaşadığı ortaya çıkıyor, buna karşın sosyal medyalardan etkin bir şekilde faydalanmak neredeyse ücretsiz, parlak fikirlere ve kullanıma bakıyor.





24 Mayıs 2011 
Kategori:
Etiketler:
i love http://www.engingurelli.com